|
İ'lay-ı
Kelimetullah, İ'lah-ı Kelimetullah, İlayı Kelimetullah, İlayi
Kelimetullah şekillerinde söylenen; Türkçe'de İlayı Kelimetullah denilen
kavramın kelime anlamı; Allah'ın Kelimesidir... Allah ismini duyurmak,
zikretmek ve bu şekilde yüceltmek anlamına gelir. Allah adını inkar edenle
Allah yolunca savaşmak anlamını özünde taşır. Bu kavramın içeriğini
anlamak için kelime anlamında ötesine, içerdiği ülküyü görmek gerekir. Bu
ülkü Türkler tarafından gerçekleştirilmek üzere, yine Türkler tarafından
ortaya konmuştur.
|
SAKLANAN GERÇEKLER VE
İLAYI KELİMETULLAH
“Allah uğrunda hakkıyla cihad
edin. O sizi seçti ve dinde üzerinize hiçbir güçlük yüklemedi. Babanız
İbrahim'in dinine uyun. Allah sizi hem daha önce hem de bu Kur'an'da
Müslüman diye isimlendirdi ki, Peygamber size şahit (ve örnek) olsun, siz
de insanlara şahit (ve örnek) olasınız. Artık namazı dosdoğru kılın,
zekatı verin ve Allah'a sarılın. O sizin sahibinizdir. O ne güzel sahip,
ne güzel yardımcıdır!” [ Hac, 78 ]
Yüce kitabımızda
açıkça belirtilmiştir; Türkler sonradan Müslüman olmamışlardır. “Allah
sizi hem daha önce hem de bu Kur'an'da Müslüman diye isimlendirdi”
denilerek Allah'ın kırbacı Türkler'in görevi açıklanmıştır. Yüce dinin
peygamberini (haşa) vasıfsız, korkak ve ürkek gösteren günün hüküm
sahipleri, Hz. Adem'i cennetten yaprak ile gelen ve elbisesiz, edep
yerleri açık tasvir eden ve de bizim bunlara inandıranlar değil mi?!..
İlayı Kelimetullah'ı anlatmadan önce tüm bu yanlışları
kafalardan silmek lazımdır ki ancak bu şekilde Allah kelamı berrak, sade
ve dosdoğru anlaşılabilir...
Öncelikle Türk'leri tanımak için gereken bazı terim ve hedefleri
açıklayalım;
Kızıl Elma: Özellikle Oğuz Türk'leri için Kızılelma, üzerinde
düşünüldükçe uzaklaşan ancak uzaklaştığı oranda cazibesi artan idealler
veya hayallerdir. Bu kelime Türk Milleti için genel olarak Batı yönünde
ilerlemek anlamı taşıdığı gibi, bireyler için de kendi hedef ve
projelerinde kullandıkları “ulaşılmak istenen” ülkü anlamına gelmiştir.
İstanbul'un Fethi'nden sonra, Kızılelma'nın, Roma'da bulunan Saint-Pierre
Kilisesinin mihrabındaki altın top olduğu ileri sürülmüştür. Zaten Fatih,
İstanbul'un gönlünü fetihinden sonra, İstanbul'da odaklanmış pislik, şirk
ve zulüm üreteçleri Roma'ya kaçmış ve dünyaya, kin ve nefreti buradan
şırınga etmeye devam etmişlerdir. Fatih erkenden uçmağa varmamış olsaydı
mutlaktır ki sıradaki hedef, Costantine'ye İstanbul demesi gibi; Roma'ya
da Türkeli dedirtecekti...
Türk'lerin belirli bir tarihten sonra toplu halde Müslümanlığa
geçtiklerini, öncesinde Şamanizm gibi hurafeler ve batıllarla dolu dinlere
inandıklarını söyleyen yalancı tarih erbapları; korkularındandır ki kimi
tarihi belgeleri görmezden gelirler. Örneğin; “Tanrı irade ettiği için
tahta oturdum; dört yandaki milletleri nizama soktum” diyen Oğuz Kağan
sadece bir isim olarak anlatılmaktadır. Derler ki; “Türklerin İslamiyete
geçmeleri kolay oldu çünkü inandıkları Gök Tanrı dini İslamiyet ile benzer
özelliklere sahipti.” Tiyatral bir komedi olarak oynanan bu senaryo
gerektiğinden fazlaca komiktir. Gizlenen gerçeği ancak bu kadar
örtebilmişlerdir ki güneş balçıkla sıvanmaz... Gök Tanrı inancı dediğimiz
inanç sistemi hakkında yeteri kadar bilgilere sahip olmamaları (ki eminim
yeteri kadar bilgiye de sahiptiler de görmezler, görmezden gelirler) onun
bugünkü İslam ile birebir aynı olduğunu, Türklerin namaz kıldığını, oruç
tuttuğunu, kurban kestiklerini ve hacca gittiklerini yok saymak için
yeterli değildir. Türkler ilk atalarından beri Allah'ın dini İslamdırlar.
Türklerin İlk Atası; Hz. Nuh'tur... Kur'an'da, tufanın ardından Hz.
Nuh'un gemisinin Cudi Dağına yerleştiği bize bildiriliyor.
“Allah
tarafından denildi ki: "Ey yeryüzü suyunu yut! Ey gökyüzü sen de suyunu
kes! Ve sular çekildi. Emir yerine gelmiş oldu. Gemi de Cudi dağı üzerine
oturdu. O zalim kavme böylece dünyadan uzak olun denildi.“
[ Hud, 44 ]
Cudi dağı Mezopotamya'ya ve
Konya'ya çok yakındır. Zaten ilk yerleşmeler de bu bölgelere olmuştur.
Yeri gelmişken söyleyelim gizlenen gerçeklerden biri de Türklerin öz
yurtlarının sadece Orta Asya değil, Avrasya dediğimiz Avrupa ve Asya'nın
kapsandığı topraklardır...
Hz Nuh'un oğulları; Sam, Ham ve Yafes'dir. Şimdi Hz. Nuh'tan Türk'e
nasıl varmıştır görelim. Hz Nuh'un oğlu Sam'dan Asur ve Araplar; Ham'dan
İsrail, Hint-Avrupa Milletleri; Yafes'ten Türk'ler türemiştir. Diğer
ikisini geçip Yafes'in oğullarını inceleyelim...
Yafes'in oğulları; Gomer(Sümer), Yavan, Mogog(Gog-Mogog), Madai(Medler),
Tiras, Tubal(Tuval), Meşeç'dir.. Sırasıyla Gomer'in oğulları; Togarmi,
Rıfat(Dicle ve Fırat), Aşkenaz'dır... Burda Togarmi oğluna tekrar
döneceğiz ki Togarmi'nin oğullarını saydığımızda gerçekler tüm açıklığıyla
ortaya çıkacaktır. Yafes'in bir diğer oğlu Yuva'nın oğlu(Yafes'in Torunu)'nun
ismi Tarşiş'dir. Bu isim Türkçe özellikler taşıması sebebiyle özel
ilgimizi çekmiştir. Öz Türkçe kelime köklerini ve eklerini bünyesinde
barındırıyor. Yafes'in bir diğer oğlu, Mogog(Gog-Mogog) da bir Türk
devleti ismini akıllara getiriyor...
Biraz önce ismini verdiğimiz Yafes'in oğlu Gomer(Sümer)den olan
torunu Togarmi'dir... Togarmi'nin oğullarını saydığımızda ne demek
istediğimiz açıkca ortaya çıkacaktır... Togarmi'nin oğulları sırasıyla
şöyle; Uygur, Tiras, Avar, Hun, Barsil, Zarna(Tarniyaklı), Kozar(Hazar),
Sanar, Bulgar, Sabir'dir...
Bu isimleri duyduktan sonra soy ağacını, kendinize dahi
getirebilirsiniz artık.
Sümer, Gog, Mogog, Gur, Guz, Oğuz, Macar...
Sonuç olarak Türklerin ilk atalarından beri Müslüman olduklarını
ortaya koymuş oluyoruz. Ne vahimdir ki peygamber torunu olan bu milletin
inançlarını yalancı tarihçiler değiştirmiş ve “Siz önceleri Müslüman
değildiniz” denildiğinde buna inanır hale getirilmişlerdir...
Yaptığımız bu tespit ve gerçekleri ortaya koyma işinden sonra
Oğuz Kağan'ın dediği gibi “Titre!
Kendine Dön!..” Kendine döndükten sonra ise de İslamdan önce İslamdan
sonra gibi cümleler dahi kullanmamak lazımdır. İslam ilk insandan son
insana kadar vardır... Öncesi sonrası yoktur... İslam'dan önce Türk
tarihi, İslam'dan sonra Türk tarihi gibi bir ayrıma da gidilemez...
Türkçü Cephe'nin davası olan ve kendine dönen Türk evlatlarından
oluşan bu ülkü erleri, İlayı Kelimetullah'ı dünya hayatları bitmeden
gerçekleşeceğine iman etmiş ve bunun için çalışmaktadırlar. Bu bir bilim
kurgu veya hayal değil gerçekleşecek olan ve de bizzat Allah tarafından
vaat edilen bir mutluluktur.
Önce Türk'ü anlattıktan ve nereden geldiğini, tüm hayatımız boyunca
hatta devlet hayatları boyunca söylenen, ilk okullarda, liselerde ve de
üniversitelerde beyinlerimize kazınmak istenen tüm yalanları ortaya
koyduktan sonra ilayı kelimetullah nedir açıklayabiliriz.
İlayı Kelimetullah Nedir?...
İla'y-ı
Kelimetullah,
şekillerinde söylenen; Türkçe'de İlayı Kelimetullah denilen kavramın
kelime anlamı; Allah'ın Kelimesidir... Allah ismini duyurmak, zikretmek ve
bu şekilde yüceltmek anlamına gelir. Allah adını inkar edenle Allah
yolunca savaşmak anlamını özünde taşır. Bu kavramın içeriğini anlamak için
kelime anlamında ötesine, içerdiği ülküyü görmek gerekir. Bu ülkü Türkler
tarafından gerçekleştirilmek üzere, yine Türkler tarafından ortaya
konmuştur.
İslam dini herhangi bir millete değil, tüm dünyaya gelmiştir. Bunun
farkında olan Türkler, İslamı yaymak ve gönüllere nakşetmek amacı ile
İlayı Kelimetullah projesinin işçileri olmuşlardır. Bu cihat(savaş)
insanlara zorla İslam dinini kabul ettirmek için değil, aksine onlara
fikir ve vicdan hürriyeti vererek doğru yolu bulma imkanını elde etmeleri
için yapılır. İslam dini, hiçbir kimseyi kendisine inanmaya zorlamaz.
Ancak, insanlığa, İslam'ın yolunu tıkayanları etkisiz hale getirerek
insanlara yardımcı olur. Tarihten Türk adını silmeye çalışanlar ise Hz.
Muhammed(sav)'in tüm dünyaya gönderdiği elçilerinin, o atlar üzerinde
kilometrelerce mesafeleri gönüllü olarak geçen, kurak topraklara ve vahşi
atlara alışkın olan Türkler olduğunu saklamaktadırlar.
"Fitne ve fesat çoğalıpta kan gövdeyi götürdüğünde Allah bu ümmete mevaliden bir ordu gönderecektir; onlar ata binmede Araplar'dan çok daha
üstün ve silah kullanmada onlardan daha çok mahirdirler. İşte Allah (c.c.)
bu dini onlarla yeniden bir kere daha güçlendirecektir." [ Hz. Muhammed
(s.a.v.) ]
Burada şunu özellikle söylemek gerekir ki; İslam dini savaşı, zulmü
emretmez. Burada yapılması gereken ilk şey; İslam toplumunun oluşmasına
engel olan ve buna karşı mücadele edenlerle savaşmaktır. Bu zamana kadarki
savaş, bilim ve teknik ile olacaktır. Zaten bilim ve teknik Müslüman'ın
yitik malı iken bunun aksini söylemek imkansızdır. Dünya üzerinde
ekonomik, askeri vb. olarak İlayı Kelimetullah'ın tersine çalışan, buna
gizli veya açıktan düşmanlık eden herhangi bir kuruluş, kişi varsa bununla
ilk mücadeleyi vermek gerekir...
"Yeryüzünde fitne kalmayıncaya ve din tam anlamıyla Allah'ın oluncaya
kadar onlarla savaşın. Eğer vazgeçerlerse sataşmayın. Zulmedenlerden
başkasına düşmanlık yoktur." [ Bakara, 193 ]
İlayı Kelimetullah mücadelesinden bahsetmeyen, adeta uyuşuk
beyinler oluşturmak isteyen bazıları da, “sen namazını kıl, gerisine
karışma” şeklinde Müslümanı öz benliğinden uzaklaştıracak ve sabretmeyi
beklemek zanneden; sabretmenin mücadele etmek olduğunu bilmeyen kişiler
ortaya çıkarmak çabasındadırlar. Müslüman tüm ibadetlerini yaparken;
namazını kılar ve orucunu tutarken, Allah'ın bizim için en sevdiği ibadet
olan İlayı Kelimetullah için de mücadele eder...
"İman edenlerden özürsüz olarak yerlerinde oturanlar ile, mal ve
canlarıyla Allah yolunda cihad edenler birbirine eşit değildir. Allah, mal
ve canlarıyla cihad edenleri, mertebe yönüyle oturanlardan üstün
kılmıştır. Allah hepsine de cenneti vaad etmiştir, ama Allah cihad
edenleri, oturanlara; büyük ecirler, dereceler, mağfiret ve rahmetle üstün
kılmıştır."
[ Nisa, 95-96 ]
Derler ki; bir insan
namaz için camiye doğru yürürken yolda başına bir iş gelse ve oracıkta
ölse, o gitmeye çalıştığı namaz onun hesabına kılındı olarak işlenir...
Öyleyse bizler bu koskoca İlayı Kelimetullah ülküsü'nün heybeti ile
kendimizden geçmeyelim, başarısızlık ve kaybetmek Allah'tan yana olanlar
için değildir. Bunca zaman “kanımız aksa da zafer İslam'ındır” dedik...
Şimdi ise şunun farkındayız ki “Kanımız aksa da akmasa da zafer
İslam'ındır...
Bizim bu kutsal mücadele için ne kadar süre mücadele edeceğimizi
tahmin edemeyiz ama en başta da dediğim gibi, bizler ömrümüz sona ermeden
bu Kızıl Elma'ya ulaşacağımızı biliyor ve iman ediyoruz... Çünkü tüm bu
koşuşturma, günlük hayatın içine bir bir işlediğimiz İlayı Kelimetullah
davası için büyük bir yardımcımız var... Bir yardımcı yeter... Allah
var!..
Türkçüler olarak yukarıda saydığım ve bize bugüne kadar gerçekmiş
gibi iletilen, bazı yalanlara kanmışlar, aldanmışlar olabilir. Bazısı da
tam tersine bu işlerin Arap milliyetçiliği ile örtüştüğünü sanabilirler.
Kurt ile insanın çiftleştiği ve kendisinin de buradan geldiğine inanlar,
Türklerin dört dağ arasında kaldıktan sonra neredeyse yok olacağına
inanlar olabilir. Türk İslam Ülküsü denildiğinde, Türk olsun da dinsiz
olsun ne fark eder önemli olan ırktır diyenler olabilir... Tüm bunlara
cevap olarak şunu söyleyebiliriz; İslamiyet tüm milletleri kapsar fakat
Türklük sadece İslamiyet'i kabul eder. İslamiyet dışında farklı bir inanç,
Türk'ün vücuduna uymaz, hata verir, yara bere olur... Bu yüzden acele Türk
Birliği kurulmalı ve Turan içindeki tüm soydaşlarımıza İlayı Kelimetullah'ın dedesinin emaneti olduğunu anlatmalı...
Sonuç olarak Türk'ün ödevi açıkça ortaya çıkmış bulunuyor;
Türk
devletlerinin başına geçmiş tüm Başbuğlar bu hedef için alt yapıyı
oluşturdular, kimisi İlayı Kelimetullah'a çok yaklaştı kimisi de
gerçekleştirecek askerler yetiştirdi... İlayı Kelimetullah tüm dünya
yüreklerine Allah adını nakşetme ülküsüdür. Dev betonlara Bilge Kağan “Ben
Tanrının dünyadaki askeriyim” diye yazarken, Çin sarayını basarken Kürşad'ın aklındaki, gemiler karadan ilerlerken Fatih'in aklındaki,
Nutuk'u kelime kelime arkadaşlarına okurken Mustafa Kemalin aklındaki hep
buydu... Başbuğ Alparslan Türkeş'in bir siyasi liderin de ötesinde Başbuğ
oluşunun sırrı bu idi...
İlayı Kelimetullah... Saklanan gerçekler ve Türk İslam Ülküsü
buydu... Şimdi bundan sen de haberdarsın... Allah'ın en sevdiği ibadeti
yerine getirirken bu işin çok güç olduğunu düşünmeye gerek bile yok...
Çünkü bir yardım
eden var... Allah var!...
Türkçü Cephe
|
|